Dünyaya sessizce gelmişti eğreti gelinler ve yine öyle gideceklerdi. Mezar ziyaretlerinden biri Kostak Emine'yi ele verdi; yazarıyla karşılaştırdı. Denizli'den (Göller Şehri'nden) başka hiçbir yerde yaşanmamış olan 'eğreti gelin geleneği'ni el altından yürüten zengin aileler, ergen oğullarını kadın bedeniyle tanıştırıp evliliğe hazırlarken, kendi evlerinde özel döşeli bir oda açıyorlar. Bedenlerini karın tokluğuna mektepli delikanlılara sunan bu kadınlar, kozalarını delip kelebek olmak isterlerse, kızgın buhara sokulup canlanmaları önleniyor: Eline bohçasıyla yüreği tutuşturulan eğreti geline, 'Bu evde işin bitti' deniliyor. Evsiz barksız kaldığında, bir zamanlar gelinlik yaptığı tutkulu erkekleri bazen onları korumaları altına alsa da yasakları katı, geçmişi keskin ve kırıcı, aşkları büyülü ve kalıcı...

İlk bu kitapta anlatılan 1930'lu yılların eğreti gelinleri, Atıf Yılmaz'ın 2005 yılında vizyona giren "Eğreti Gelin" filminde de işlendi.

Eğreti gelinlerin hikâyeleri, 2018'de Şükran Kozalı'nın da senaristlerinden olduğu "Eğretin Gelin Ladik" filmiyle ikinci kez sinemaya konu oluyor.